Online Terapi
Hafta sonu boyunca dinlendiniz, hatta izin bile kullandınız; yine de pazartesi sabahı aynı ağırlıkla uyanıyorsunuz. Bir zamanlar önemsediğiniz işler artık sadece bir an önce üzerinden atmak istediğiniz maddelere dönüşmüş durumda ve kimseye söyleyemediğiniz sessiz bir cümle var içinizde: “Artık taşıyamıyorum, ama durmam da mümkün değil.” Bu, tembellik ya da isteksizlik değil; uzun süre kapasitesinin üstünde çalışan bir sistemin verdiği çok anlaşılır bir tepki olabilir.
Tükenmişlik genelde bir sabah aniden gelmez. Aylarca, bazen yıllarca “bu yoğunluk geçer” diyerek devam edersiniz; ertelediğiniz dinlenme, hayır diyemediğiniz talepler, sürekli bir adım daha atma çabası birikir. Sonunda geriye üç şey kalır: bitmeyen bir yorgunluk, işe ve insanlara karşı duygusal bir mesafelenme ve “aslında hiçbir şeyi yeterince iyi yapamıyorum” hissi. Üstelik bu hâl yalnızca çalışma hayatına özgü değil — bakım veren, uzun süredir bir yakınıyla ilgilenen ya da evde görünmeyen yükün tamamını taşıyan kişiler de aynı yere gelebiliyor.
Bu tabloyu tanıyorsanız, mesele muhtemelen sizin yeterince güçlü olmamanız değil; uzunca bir süredir yeterince destek almadan taşıyor olmanız.
Önce yükün gerçekliğini kabul ederek başlıyoruz. Tükenmişlik sadece kişinin “başa çıkma becerileri” ile ilgili değildir; iş yükünün büyüklüğü, kontrol alanının darlığı, emeğinizin görülmemesi, adalet duygusunun zedelenmesi ve yaptığınız işle değerleriniz arasındaki uyumsuzluk da en az onun kadar belirleyicidir. Dolayısıyla ilk seanslarda “siz neyi yanlış yapıyorsunuz” değil, “bu tablo tam olarak neyden besleniyor” sorusunu birlikte açıyoruz.
Ardından Bilişsel Davranışçı Terapi çerçevesinde somut bir çalışmaya geçiyoruz. Enerjinizin gerçekte nereye gittiğini görünür kılıyor, gün içinde sizi tüketen ve size az da olsa iyi gelen alanları ayırt ediyoruz. Dinlenmenin kazanılması gereken bir ödül değil, temel bir ihtiyaç olduğu fikri çoğu kişi için sanıldığından çok daha zor yerleşiyor; bu yüzden bunun üzerinde ayrıca çalışıyoruz. Sınır koymak, talepleri reddetmek, “yeterince iyi”nin nerede olduğunu belirlemek, mükemmeliyetçi standartları ve içerideki o sert eleştirel sesi ele almak da sürecin sık tekrar eden başlıkları arasında. Uyku, ritim ve gün içindeki küçük ama düzenli aralar gibi görünüşte basit konular, tükenmişlikte beklenenden çok daha fazla iş görüyor.
Bir noktadan sonra genellikle daha eski bir örüntü belirir: herkesin ihtiyacını kendinizinkinden önce koymak, yardım istemeyi zayıflık saymak, değerinizi yalnızca üretkenliğinizle ölçmek. Bunlar çoğu zaman iş hayatında öğrenilmiş şeyler değil, çok daha erken yaşlarda edinilmiş kalıplardır. Böyle bir örüntü öne çıktığında çalışmayı Şema Terapi bakışıyla derinleştiriyoruz; süreçte ele aldığımız konuları düzenli olarak süpervizyonda değerlendiriyorum.
Dürüst olmak gerekirse terapi sizin iş yükünüzü küçültmez ve size olmayan bir zamanı yaratmaz. Yapabildiği şey, o yükle kurduğunuz ilişkiyi, kendinize koyduğunuz standartları ve verebileceğiniz kararları daha net görebileceğiniz bir alan açmaktır. Ayrıca şunu da eklemek isterim: tükenmişlik tıbbi bir tanı değildir ve bazen uyku sorunları, depresif belirtiler ya da bedensel bir durumla iç içe geçebilir. Böyle bir ihtimal gördüğümde bunu sizinle açıkça konuşur, gerektiğinde bir hekime başvurmanızı öneririm.
Klinik psikoloji yüksek lisans eğitimine devam eden, süpervizyon altında çalışan bir psikoloji yüksek lisans öğrencisiyim ve tüm görüşmeleri görüntülü olarak çevrimiçi yürütüyorum — yani seans için yolda ayrıca vakit ve enerji harcamanız gerekmiyor. Bu, tükenmişlik yaşayan pek çok kişi için küçük ama gerçek bir fark yaratıyor.
Bu yorgunlukla bir süredir tek başınıza baş etmeye çalışıyorsanız, ilk adımın da büyük bir enerji istemesini beklemek haksızlık olur. Bu yüzden ücretsiz bir ön görüşme yapıyorum: neler yaşadığınızı dinliyorum, nasıl çalıştığımı anlatıyorum ve bu sürecin şu an sizin için anlamlı olup olmadığına birlikte karar veriyoruz. Devam etmemeye karar vermeniz de tamamen olağan bir sonuç. Hazır hissettiğinizde yazmanız yeterli.
Son dönemde yaşadığınız stresin düzeyi hakkında bir fikir edinmek isterseniz, sitedeki ücretsiz PSS-10 (Algılanan Stres Ölçeği) testine bakabilirsiniz. Tanı koymaz; yalnızca son bir ayınıza dair bir çerçeve sunar ve ön görüşmede konuşmak için iyi bir başlangıç olur.