Şema ve Çocukluk Örüntüleri: Neden Hep Aynı Yere Geliyorum?

Farklı insanlar, farklı işler, farklı şehirler — ama hikâye bir noktadan sonra hep aynı yere varıyor. Aynı türden ilişkilere giriyorsunuz, aynı hayal kırıklığını yaşıyorsunuz, aynı cümleyi kuruyorsunuz kendinize: “Yine mi?” Neyi yanlış yaptığınızı bilmediğiniz için de genellikle tek bir açıklamada karar kılıyorsunuz: sorun bende.

Oysa çoğu zaman sorun bir karakter kusuru değil, çok erken yaşta öğrenilmiş bir örüntüdür. Küçükken içinde bulunduğumuz ilişkiler bize dünyanın nasıl bir yer olduğunu, insanların ne kadar güvenilir olduğunu ve kendimizin ne kadar değerli olduğunu öğretir. O dönemde bir çocuğun hayatta kalmasına yarayan uyum stratejileri — sessiz kalmak, herkesi memnun etmek, kimseye ihtiyaç duymamak, hep tetikte olmak — yetişkinlikte artık aynı işi görmez. Ama otomatik olarak devrede kalmaya devam eder. Şema Terapi tam olarak bu alanla, yani tekrarlayan duygusal ve ilişkisel örüntülerle ilgilenir.

Bu belirtiler tanıdık geliyor mu?

  • İlişkilerde farklı insanlarla defalarca aynı sona varmak; birine yakınlaştıkça huzursuzlanmak ya da mesafe artınca panikleyip elde tutmaya çalışmak
  • Dışarıdan bakınca başarılı görünseniz de içeriden gelen inatçı bir ses duymak: “Beni gerçekten tanısalar, bu kadar değer vermezlerdi.”
  • Hayır diyememek, herkesin ihtiyacını kendinizinkinden önce koymak ve sonra sessizce içerlemek
  • Küçük bir eleştiri ya da soğuk bir mesaj karşısında orantısız büyüklükte bir çöküş yaşamak; saatlerce toparlanamamak
  • Duyguları göstermeyi zayıflık saymak, yardım isteyememek, “güçlü olan hep ben olmalıyım” hissiyle yaşamak
  • Bir tartışmanın ortasında kendinizi aniden çok daha küçük, çaresiz ya da öfkeli hissetmek — sanki o an yaşınızdan çok daha genç biri gibi tepki vermek

Bunları okurken içinizden “ama bunlar zaten benim huyum” diyorsanız, bu da çok tanıdık bir tepki. Örüntüler tam da bu yüzden zor fark edilir: kişilik gibi hissettirirler.

Şema örüntüleriyle nasıl çalışıyoruz?

Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi’den doğmuş, ancak uzun süredir devam eden ve kişilik gibi hissedilen örüntüler için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Bu alanda ISST (Uluslararası Şema Terapi Derneği) onaylı şema terapi eğitimi aldım ve süreçlerimi bu çerçeveye dayandırıyorum.

Çalışmanın ilk bölümü tanımaya ayrılır. Hangi şemaların sizde belirgin olduğunu, bunların hangi durumlarda tetiklendiğini ve tetiklendiğinde ne yaptığınızı birlikte haritalandırıyoruz. Şema Terapi’nin en işe yarar taraflarından biri, kişinin şemaya verdiği tepkileri de görünür kılmasıdır: kimimiz örüntüye teslim olur ve onu doğrulayan ilişkileri seçeriz, kimimiz duyguyu hissettirecek her şeyden kaçınırız, kimimiz de tam tersini yaparak aşırı telafi ederiz — örneğin değersizlik hissini asla hata yapmayarak bastırmaya çalışırız. Farklı görünen bu üç yol, çoğu zaman aynı yaraya çıkar.

Sonrasında çalışma yalnızca konuşmayla sınırlı kalmaz; çünkü bu örüntüler mantıkla değil, duyguyla öğrenilmiştir. Şema Terapi’de imgeleme ve sandalye çalışması gibi deneyimsel yöntemler kullanılır: içinizdeki eleştirel sese sesli olarak yanıt vermek, geçmişte kalmış bir sahnede o zaman ihtiyacınız olan şeyi bugünkü halinizle sağlamak gibi. Bu tür çalışmaları asla hazır hissetmediğiniz bir anda başlatmam; hızı birlikte belirler, sizin ne kadar taşıyabildiğinizi izleyerek ilerleriz. Amaç geçmişi yeniden yaşatmak değil, o günden bugüne taşınan duyguya farklı bir karşılık verebilmenizdir. Sürecin taşıyıcı unsuru ise ilişkidir: yargılanmadığınız, olduğunuz gibi görüldüğünüz ve sınırların net olduğu bir çalışma ilişkisi, örüntülerin ilk kez başka bir yanıtla karşılaştığı yerdir.

Bu tür bir çalışma, belirtiye odaklı kısa süreli terapilere göre genellikle daha uzun soluklu olur; birkaç seansta çözülecek bir mesele değildir ve kimseye “geçmişinizin etkisini tamamen sileceğiz” diye bir söz veremem. Değişebilen şey, bu örüntülerin bugünkü seçimleriniz, ilişkileriniz ve kendinize konuşma biçiminiz üzerindeki hâkimiyetidir. Süreçte psikodinamik bakış açısı da işime yarıyor: örüntülerin terapi ilişkisinin içinde nasıl belirdiğini fark etmek, çoğu zaman en öğretici anları yaratıyor. Ele aldığım konuları düzenli olarak süpervizyonda değerlendiriyorum.

Klinik psikoloji yüksek lisans eğitimine devam eden, süpervizyon altında çalışan bir psikoloji yüksek lisans öğrencisiyim; görüşmelerin tamamı görüntülü ve çevrimiçi yürütülüyor.

Nereden başlayabilirsiniz?

Yıllardır süren bir örüntüyü konuşmaya başlamak, “yeterince büyük bir sorunum var mı?” sorusunu da beraberinde getirir. Bu soruyu tek başınıza yanıtlamak zorunda değilsiniz. Ücretsiz ön görüşmede neler yaşadığınızı dinliyorum, nasıl çalıştığımı anlatıyorum ve böyle bir sürecin şu an sizin için uygun olup olmadığına birlikte bakıyoruz. Devam etmemeye karar vermeniz de gayet olağan bir sonuç; hiçbir şeye şimdi karar vermek zorunda değilsiniz. Hazır hissettiğinizde yazmanız yeterli.

Şema örüntüleri kısa bir testle ölçülebilecek kadar basit değil; bu alanda en yol gösterici olan şey genellikle konuşmanın kendisidir. Yine de kendinizi gözlemlemeye bir yerden başlamak isterseniz, sitedeki ücretsiz öz-değerlendirme testlerine göz atabilir; ortaya çıkan notları ön görüşmeye getirebilirsiniz.

Ücretsiz Ön Görüşme Ayarlayın

Genelde birkaç saat içinde dönüş yaparım